asd
TÜRK GERİATRİ DERNEĞİ
6. yılında
2003-2009
DÜNYA KADINLAR GÜNÜ BASIN BİLDİRİSİ
"YAŞLANAN KADIN"
8 MART 2009


Dünyada nüfus artış hızının en yüksek olduğu yaş grubunun 65 yaş ve üzeri bireyler olduğu bilinmektedir. Kadınlar ve erkekler bu dönemde diğer yaş gruplarına göre farklı sorunlarla karşı karşıya kalabilmektedirler. Bununla birlikte yaşlılık aynı zamanda kadınların biyolojik ya da toplumsal cinsiyet (toplumsal dinamiklerin kadınlara ve erkeklere cinsiyetlerinden dolayı atfettiği rol) özellikleri bağlamında erkeklerden farklı sorunlar yaşadığı bir dönem olarak da kabul edilmelidir. Anne ölümleri, özellikle beslenme konusunda ayrımcılık, sağlık hizmetlerine ulaşım aksaklıklar, ihmal ve istismar gibi konular kadınların hastalık yüklerinin erkeklere göre daha fazla olduğuna dikkat çekmektedir.

Gelişmiş ülkelerde kadınların doğuşta beklenen yaşam süreleri erkeklere göre daha uzundur. Gelişmekte olan ülkelerde de benzer bir durum söz konusudur.

Her yaş grubunda olduğu gibi yaşlanan kadınların sağlık, sosyal ve ekonomik sorunları öne çıkmaktadır. Dünyada bu yaş grubunda olanların önemli bir kısmının sosyal güvencesi olmamasından dolayı eşlerine bağımlı durumdadırlar. Ekonomik bağımlılık onların diğer alanlardaki bağımlıklarını artırmaktadır.

Yaşlılık dönemleri içinde en yaşlı grup 85 yaş ve üzeri olarak kabul edilmektedir. Bu yaş grubunda kadınların sayısı erkeklerden daha fazladır. Dolayısıyla bu yaş grubunda Dünyada bir başkasına bağımlı olarak yaşayan kadın sayısı erkeklerden daha fazladır.

Dünyada kriz ya da olağan dışı durum olarak değerlendirilen savaş, açlık, salgınlar, göçler yaşlı bireylerin koşullarını yakından etkilemektedir. Bu etkilenim hem yaşlılık üzerinden hem de kadın olmak üzerinden 65 yaş ve üzeri bireyleri diğer yaş gruplarına ve cinsiyete göre daha fazla risk altında bırakmaktadır.

Hemen bütün toplumlarda kadınlar erkeklerden daha az para kazanmaktadırlar. Bilimsel veriler Dünyada yoksul kadınların sayısının yoksul erkeklere göre daha fazla olduğunu vurgulamaktadır. Kadınların yaşamlarını sürdürmek için ulaşmaları gereken hizmetleri kısıtlayan bu durumun altta yatan en büyük nedeni kadının toplumsal statüsünün erkeklere göre daha geride olmasından kaynaklanmaktadır.

Kadınların yaşlılık döneminde yaşadıkları başlıca sağlık sorunları arasında; beslenme sorunları, kalp ve damar hastalıkları, kanser, kemik erimesi, ağrı, ruhsal hastalıklar, düşme ve ilgili kaza ve yaralanmalar, işitme ve görme sorunlarında da artış sayılabilir. Bu hastalık ve durumların en az düzeye indirilebilmesi için; sağlığın korunması ve geliştirilmesi ilkeleri öncelenmelidir. Sağlığın korunması yaklaşımı; hastalıkların meydana gelmeden alınacak önlemlerle risklerin azaltılmasını hedefler. Bununla birlikte; erken tanı ve tedavi programları, esenlendirici hizmetler de geliştirilmelidir. Ancak kadınlar ve erkekler arasında toplumsal cinsiyet eşitsizliğine bağlı farkların en aza indirilebilmesi ve kadının ileri yaşlarında her anlamda bağımsız ve üretken bir yaşam sürdürebilmesi için statüsünün yükseltilmesinin önemli bulunmaktadır.